Haber, Oyun, Sağlık, Tarifler ve Daha Fazlası | Atatürkün Ülkemiz İçin Yaptıkları Nelerdir?

Atatürkün Ülkemiz İçin Yaptıkları Nelerdir?

Resim bulunamadı

Genel Kültür

13 Temmuz 2012

ekledi.

13 yorum yazıldı

2840 kez incelendi.

Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni çağdaş ve ileri bir ülke konumuna getirmek için yapmış olduğu devrimler.

1-Siyasal Alanda Yapılan Devrimler

Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)

Saltanatın kaldırılması ile ulusal egemenliğin kesin olarak sağlanması adına en önemli engel aşılmış, altıyüz yıldan fazla yaşayan Osmanlı Devleti ve saltanatı sona ermiştir. Laik devlet düzenine geçişin ilk aşaması olan saltanatın kaldırılması ile Lozan Konferansı’nda ortaya çıkabilecek ikilikler de ortadan kaldırılmıştır.

Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)

Cumhuriyetin ilanı ile devletin yönetim şekli belirlenmiş, devlet başkanlığı sorunu çözüme kavuşmuştur. Halkın iradesi en ön planda tutulmuş, Cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık kurumları oluşturulmuştur.

Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

Yeni kurulan cumhuriyet için tehlikeli bir durum olan halifelik makamı 3 Mart 1924’te kaldırılarak laikliğin en önemli aşaması gerçekleştirilmiş, yapılacak olan yeniliklerin önü açılmıştır.

2-Hukuk Alanında Yapılan Devrimler

Teşkilatı Esasiye Kanunu (1921)

20 Ocak 1921 günü Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edildi. 23 Maddeden oluşan bu anayasada; Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu, yasama ve yürütme gücünün milletin tek ve gerçek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi’nde toplandığı, Türkiye Devletinin, Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunduğu esasları oldukça önemlidir.

1924 Anayasası

Cumhuriyet ilkesini temel alan 1924 anayasasında Türk Devleti’nin resmi dili Türkçe, başkenti Ankara olup, egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu hakkı millet namına temsil etmektedir. Kişi hak ve özgürlüklerine daha geniş yer verilmiştir. Türkiye Cumhuriyetinde en uzun süre yürürlükte kalmış olan anayasa 1924 anayasasıdır.

Şer’iyye Mahkemelerinin Kapatılması (1924)

Şer’iyye mahkemelerinin kapatılarak yerine yeni mahkemeler teşkilatı kurulmuştur.

Mecellenin Kaldırılması (1924-1937)

Osmanlı Devleti’nde toplumun medeni hukukla ilgili sorunları Mecelle’ye göre çözümlenmeye çalışılıyordu. Mecelle Tanzimat Döneminde Ahmet Cevdet Paşa’nın başkanlığındaki bir kurul tarafından hazırlanmıştı ve teokratik bir nitelik taşıyordu. Türk milletinin medeni kanun konusundaki ihtiyaçlarının çağdaş, laik hukuk kurallarıyla karşılanması esası göz önüne alınarak Mecelle kaldırılmış yerine Türk Medeni Kanunu kabul edilmiştir.

Medeni Kanunun Kabulü (1926)

17 Şubat 1926’da, bazı ufak değişiklikler yapılarak Türkçeye çevrilen İsviçre Medeni Kanunu bir bütün halinde “Türk Medeni Kanunu” olarak TBMM’nce kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti’ni çağdaş bir toplum haline getiren bu kanun ile birlikte; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasında din ve mezhep ayrılıkları gözetmeksizin hak ve ödevler bakımından eşitlik sağlanmış, kadın ve erkeklerin mirastan eşit olarak yararlanmaları esası getirilmiş, resmi nikah zorunluluğu konmuş, aile birliği devlet güvencesi altına alınmıştır.

Türk Ceza Kanunu (1926)

İtalya’dan alındı.

Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu (1927)

İsviçre’den alındı.

Borçlar Kanunu (1928)

İsviçre’den alındı.

3-Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan Devrimler

Millet Mekteplerinin Açılması (1920)

Amacı, yeni harflerle halka okuma yazma öğretmektir.

Öğretimin Birleştirilmesi (1924)

3 Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu kabul edilerek Tüm eğitim kurumları aynı yönetim çatısı altında toplandı. Aynı kanun Türkiye’deki yabancı okulları Türk Milli Eğitimine bağladı.

Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun (1926)

Bu yasayla öğrenimin birleştirilmesi ilkesi ışığı altında, eğitim işleri düzenlendi. Devletin izni olmadan hiçbir okulun açılamayacağı belirtildi. Günümüzdeki mevcut eğitim ve öğretim sistemimizin temeli bu kanunla atıldı.

Medreselerin Kapatılması (1926)

Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve yükseliş döneminde iyi bir eğitim kurumu olan medreseler, zamanla kendilerini geliştiremeyerek yeniliklere karşı çıkanların merkezi haline gelmişti. Cumhuriyet ilan edildikten bir süre sonra medreseler kaldırılarak din adamı yetiştirmek amacıyla gerekli olan okullar devlet tarafından açıldı.

Güzel Sanatlarda Yapılan Yenilikler (1928)

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren güzel sanatlara büyük önem verilmiş, İstanbul’da Güzel Sanatlar Akademisi ile Devlet Resim ve Heykel Müzesi açılmıştır. Resim, heykel ve müzik öğrenimi için Avrupa’ya öğrenciler gönderilmiş, 1936 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı kurulmuştur. Yurt dışından Tiyatro alanında uzman kişiler getirilmiş, çağdaş Türk sanatının gelişim göstermesi sağlanmıştır.

Harf Devrimi (1928)

Batı ile daha çabuk entegre olmak ve çağdaş bir yazıya kavuşmak amacıyla, TBMM tarafından 1 Kasım 1928’de yeni Türk harflerine dair kanun kabul edilerek Arap alfabesi kaldırılmış yerine Latin harfleri kabul edilmiştir. Millet mektepleri açılarak gece ve gündüz okullarında halka okuma yazma öğretilmeye başlanmıştır.

Türk Dil ve Tarih Kurumlarının Kurulması (1931)

Türk milletinin dünya milletleri arasındaki seçkin yerini bütün dünyaya göstermek ve Avrupalıların Türk tarihi hakkındaki yanılgılarını düzeltmek üzere araştırma kurumu niteliğinde açılan Türk Tarih Kurumu önemli çalışmalara imza atmıştır. 12 Temmuz 1932’de kurulan Türk Dil Kurumu ile Türk dilinin tarihi ve karşılaştırmalı gramerinin yazılması, Türk dilinin başka dil aileleriyle karşılaştırılması, Türkçe bir sözlüğün ve gramerin hazırlanması, Osmanlı kelimelere Türkçe karşılık bulunması, Türk dili üzerine yazılmış yerli ve yabancı eserlerin toplanması ve gerekli görülen eserlerin Türkçeye çevrilmesi ile Terimlerin Türkçeleştirilmesi amaçlanmıştır.

Üniversite Reformu (1933)

Yüksek öğretim, Türk toplumunun ve dönemin ihtiyaçları göz önünde tutularak yeniden düzenlendi. Yüksek öğretimi geliştirmek amacıyla birçok yüksek öğretim kurumu açıldı. Ankara’da Hukuk Fakültesi, Gazi Orta Öğretmen Okulu ve Eğitim Enstitüsü, Yüksek Ziraat Enstitüsü, Milli Musiki ve Temsil Akademisi (Devlet Konservatuvarı), Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Mülkiye Mektebi (Siyasal Bilgiler Fakültesi), Tıp Fakültesi; İstanbul’da Darü’l Fünun yerine İstanbul Üniversitesi ve İktisat Fakültesi açıldı.

4-Ekonomik Alanda Yapılan Devrimler

İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat 1923)

Yeni Türk Devleti’nin ekonomik politikasını belirlemek için İzmir’de Türkiye İktisat Kongresi toplanmış, ilk defa Türk ekonomisi, toplumdaki bütün kesimlerin temsilcileri tarafından çok ayrıntılı biçimde tartışılmıştır. Kongrede, kalkınma hedefleri ve uygulanacak yöntemler tartışılarak önemli kararlar alındı.

Aşar (Öşür) Vergisinin Kaldırılması (17 Şubat 1925)

Köylünün ürettiği ürün üzerinden alınan bir vergi olan Aşar, 17 Şubat 1925 yılında Cumhuriyet Hükümeti tarafından kaldırılarak tarımsal gelişimin sağlanması açısından önemli bir adım atılmış oldu.

Çiftçinin Özendirilmesi(1925)

Tarımsal üretimi artırmak amacıyla yeni ve gerçekçi önlemler alındı. Bu önlemler doğrultusunda köylü ve üreticiye borç para, fidan, tohum ve damızlık hayvan verildi.

Örnek Çiftliklerin Kurulması (1925)

Yapılan çalışmalarla örnek çiftlikler ve fidanlıklar kurularak ülke iklimine uygun yeni ürünler elde edilmeye başlandı. Bunun sonucu, yurdun her yöresinde şeker pancarı, Karadeniz’de çay, güney bölgelerimizde turunçgiller yetiştirilmeye başlandı.

Tarım Kredi Kooperatifleri’nin Kurulması (1925)

Köylünün ucuz kredi, makine, tohum ve benzeri ihtiyaçlarının giderilmesi için Tarım Kredi Kooperatifleri kuruldu.

Kabotaj Kanunu (1 Temmuz 1926)

Bu kanun ile Türk denizlerinde yük ve yolcu taşıma hakkı sadece Türk gemilerine verildi.

Sanayi Teşvik Kanunu (28 Mayıs 1927)

Çıkarılan bu kanunla, sanayi kuruluşlarıyla uğraşanlara ucuz arazi ve bina edinme, nakliye indirimleri ve kazanç vergisinden muafiyet sağlamıştır.

I. ve II. Kalkınma Planları (1933, 1937)

Sanayi alanında özel sektörün yeterli başarıyı yakalayamaması nedeniyle, devlet sanayileşme işini kendi üzerine alma gereğini duymuş, 1933 yılında I. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nı hazırlanarak yürürlüğe konmuştur. Bu plan, Türk tarihinde ilk kez modern sanayileşmeye başlandığının ifadesidir. Bu sanayi işletmelerinin kurulmasında Sümerbank’ın büyük hizmetleri görülmüş, ilk demir çelik işletmemiz 1939 yılında Karabük’te açılmıştır. I. Beş Yıllık Kalkınma Planı başarı ile uygulanırken, II. Beş Yıllık Kalkınma Planı II. Dünya Savaşı’nın çıkması nedeniyle uygulanamamıştır.

Yüksek Ziraat Enstitüsü’nün Kurulması (1933)

Tarım alanında uzman eleman yetiştirmek için açılmıştır.

Ticaret ve Sanayi Odalarının Kurulması (1935)

Ticaret ve Sanayi Odaları açılarak bu alanda gelişmeler sağlanmıştır.

Sağlık Hizmetleri Alanında Yapılan reformlar

TBMM 23 Nisan 1920’de kurulunca oluşturulan ilk hükümette, sağlık işlerinden sorumlu ayrı bir bakanlık kuruldu. Böylece sağlık ve sosyal yardım işleri devlet bünyesinde toplanmış oldu. Sağlık hizmetleri ülke genelinde yaygınlaştırıldı. Örnek hastaneler yaptırıldı. Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nda koruyucu sağlık hizmetleri yönünde önemli düzenlemeler yapıldı.

5-Toplumsal Alanda Yapılan Devrimler

Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım1925)

Osmanlı toplum hayatında önemli bir yere sahip olan tekke, türbe ve zaviyeler zamanla yozlaşmış ve çağ dışı bir hale gelmişti. Laik Türkiye Cumhuriyeti ile bağdaşmayan bu kurumlar 30 Kasım 1925 yılında çıkarılan kanunla kapatıldı. Muskacılık, falcılık ve büyücülüğün yanı sıra, şeyhlik, dervişlik, dedelik, müritlik, babalık, seyitlik, çelebilik, emirlik, türbedarlık gibi unvanların kullanılması da yasaklandı.

Kılık ve Kıyafette Değişiklik (1925-1934)

Osmanlı Devleti’nde vatandaşlar arasında kıyafet birliği yoktu. Sayıları oldukça fazla olan Müslüman ve Hristiyan din adamları kendine has dini kıyafetler ile dolaşıyorlardı. II. Mahmut döneminde sadece askerlere, memurlara setre ve pantolon, başlık olarak fes giyme zorunluluğu getirildi. Halk ise istediğini giymekte serbestti. Müslümanlıkla hiç bir ilgisi olmayan fes, zamanla Osmanlı Devleti’nin simgesi haline gelmişti. Atatürk, Türk toplumunu uygar bir görünüşe kavuşturmak için kılık kıyafet hususunda yeni düzenlemelere gitti. Fes kullanımı yasaklandı. Din adamlarının dini kıyafetlerini sadece ibadet yerlerinde giymesi kararlaştırıldı. Yalnızca, Diyanet İşleri Başkanı ve diğer dinlerin en yetkili kimselerinin özel kıyafetle dolaşmasına müsaade edildi.

Şapka kanunu (25 Kasım 1925)

25 Kasım 1925’te çıkarılan Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun ile fes ve kalpak gibi serpuşların giyilmesi yasaklandı. Hükümet kararıyla bütün memurlara şapka giyme zorunluluğu getirildi.

Takvim, Saat ve Ölçülerde Yapılan Değişiklikler (1925-1935)

Dış ülkelerle ticari ilişkileri düzenlemek ve meydana gelen güçlükleri ortadan kaldırmak için 26 Aralık 1925’te kabul edilen bir kanunla Hicri ve Rumi takvimler kaldırılarak yerine Miladi takvim, alaturka saat yerine milletler arası saat kabul edildi. Osmanlı döneminde ağırlık ve uzunluk ölçü birimleri olarak kullanılan okka, dirhem, arşın, endaze gibi terimler kaldırılarak yerine ağırlık birimi olarak kilogram, uzunluk ölçüsü birimi yerine de metre kabul edildi. 1935 yılında çıkarılan bir kanunla, daha önce Cuma günü olan hafta tatili, cumartesi öğleden sonra ve Pazar günü resmi tatil olarak kabul edildi.

Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934)

1934 yılına değin Türk toplumunda soyadı yoktu. Bu durum, özellikle kişilerin devletle ve kendi aralarındaki ilişkilerinde büyük karışıklıklara neden oluyordu. Bu karışıklığı gidermek amacıyla 21 Haziran 1934’te Soyadı Kanunu çıkarılarak herkesin gülünç ve ahlaka aykırı olmamak ve Türkçe olmak koşuluyla bir soyadı alması zorunluluğu getirildi. Soyadı kanunu’nun kabulünden sonra TBMM tarafından Gazi Mustafa Kemal’e çıkarılan özel bir kanunla “Atatürk” soyadı verildi.

Türk Kadınının Medeni ve Siyasi Haklarına kavuşması (1926-1934)

Medeni Kanun’un kabulü ile Türk kadını aile ve toplum hayatında bir çok haklara kavuştu. Resmi nikah esası kabul edilerek erkeklerin birden fazla kadınla evlenmesi yasaklandı. Boşanma konusunda erkeğe tanınan haklar kadınlara da tanındı. Miras hukukunda kadın erkek eşitliği sağlandı. Kız çocuklarının küçük yaşat evlenmesi yasaklandı.  Meslek seçiminde kadınlara serbestlik tanınırken, 3 Nisan 1930’da belediye seçimlerine girme hakkı, 26 Ekim 1933’te kadınlara Köy İhtiyar Heyetleri için yapılan seçimlerde seçme ve seçilme hakkı, 5 Aralık 1934’te yapılan Anayasa değişikliği ile de milletvekili seçimlerinde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı.

Etiketler: ,

Bu yazı için 13 yorum yapıldı:

  1. doğa diyor ki:

    ya attatürk keşke yaşasa

    1. münevver diyor ki:

      aynen………

  2. münevver diyor ki:

    yha çok uzun performansa kim yazacak bu kadarı!!!!!!!!!!!!!!

  3. mal diyor ki:

    çok önemliiiii

  4. aşkım diyor ki:

    ayy aşık oldum……………….

  5. asya diyor ki:

    kafaya koydum uyumak yok yazmak var

  6. evren diyor ki:

    yav keşke atatürk yaşasada şu ülkemiz şimdikinden daha çok güvenli olsa ve şu suriye li askerleri haklasa

  7. ece diyor ki:

    uyumamak için zor tutuyorum kendimi

  8. mücahit diyor ki:

    çok güzel

  9. bahar diyor ki:

    uykum var

  10. Başarılı diyor ki:

    Çok uzun bune yaa nası yapıcam ben bundan şerid yaaa uff hiç işime yaramadı

  11. Başarılı diyor ki:

    Gerçekten yaramadı işime ama güzell bilgiler

  12. büşra diyor ki:

    çok uzun ya

Yorum Yaz