Haber, Oyun, Sağlık, Tarifler ve Daha Fazlası | bayrağımızın bugünkü biçimine gelinceye kadar geçirdiği evreler nelerdir

bayrağımızın bugünkü biçimine gelinceye kadar geçirdiği evreler nelerdir

Resim bulunamadı

Genel Kültür

03 Mart 2012

ekledi.

11 yorum yazıldı

1637 kez incelendi.

Orta Asya tarihi hakkındaki bilgilere dayanarak, İslamiyet’ten önceki Türklerde Tuğ adı verilen bayrak veya sembollerin kullanılmıştır Siyahtan kırmızıya kadar; mavi, sarı, yeşil, beyaz gibi çeşitli renklerde semboller kullanmış olan eski Türkler, bir mızrağın ucuna bağladıkları, umumiyetle ipekten yapılmış bu alametlere “batrak”, “badruk”, “bayrak” gibi isimler verdiler

Dokuzuncu asırdan itibaren kitleler halinde Müslümanlığı kabul eden Türkler de çeşitli bayraklar kullandılar Bu bayraklardaki en büyük özellik, İslami motif ve unsurların ön plana geçmesiyle birlikte, milli motif ve sembollere de yer verilmesi idi İlk Müslüman Türk devletlerinden olan Gazneliler’in bayraklarında, yeşil zemin üzerinde beyaz hilal ve kuş resimleri vardı Karahanlılar’ın bayraklarında, al renk üzerinde dokuz tuğ resmi bulunuyordu Diğer Müslüman Türk devletleri de çeşitli renk ve şekilde bayraklar kullandılar Büyük Selçuklu Devleti’nin ilk yıllarında mavi zemin üstüne beyaz çift kartal sembolü ve siyah çizgili gerilmiş yay ve ok resimleri varken, daha sonra siyah renkli bayrak kullandılar Bu bayrak Anadolu Selçukluları tarafından da benimsenmişti Selçuklularda hanedan rengi olarak kabul edilen al renkli bayraklar da vardı Haçlı seferlerine göğüs geren Selahaddîn-i Eyyübi’nin bayrağı sarı renkli olup, üzerinde hilal bulunuyordu Bu şekil hem bu devletin bayrağı, hem de Avrupalılar tarafından İslamiyet’in sembolü olarak kabul edilmiştir

Osmanlılar zamanında da çeşitli renk ve şekillerde bayraklar kullanıldı Osmanlılarda bayrak; padişahı, dolayısıyla devleti temsil ederdi Padişah bayrak ve sancaklarını, Emir-i Âlem denilen paşa ile bunun maiyetindeki saltanat sancaklarıyla mehterhane takımını ihtiva eden bölükler taşırdı Ayrıca her ocağın, her birliğin hatta her ortanın (taburun) ayrı sancağı vardı Sancaklar da çeşitli renklerde kullanılmıştır Yeşil ve kırmızı renklerin hakim olduğu bayrak ve sancaklarda, Osmanoğullarının hanedan rengi kırmızı, daha doğrusu al idi Al renk, doğrudan doğruya Osmanoğullarını işaret ederdi Al renk esasında Selçuklularda da hanedan rengi olarak kabul ediliyordu Bu husus al renge tamamen bir milli karakter vermiştir ki, bugün de devam etmektedir Selçuklular da bu rengi selefleri olan Karahanlılar’dan almışlardı Kırmızıyı süsleyen ayın menşei ise destanlar dönemine kadar dayanır Yıldız ise daha sonraki devirlerde konulmuştur

Osmanlıların ilk bayrağı, Anadolu Selçuklu hükümdarı Gıyaseddin Mes’ud tarafından Osman Bey’e gönderilen hediyeler arasındaki beyaz renkli bayrak idi Şemseddin Sami tarafından kaleme alınan Kâmus-ül-Alam’da bildirildiğine göre, Osmanlı sancağının rengini ve (bugünkü ay yıldızlı Türk bayrağının) şeklini tayin eden, Sultan Birinci Murad ve Yıldırım Bayezid devirlerinde yaşayan Timürtaş Paşa’dır Bu asırda Osmanlı donanmasında ve azap kıtalarında kırmızı; yeniçeri kıtalarında beyaz bayraklar kullanıldığı, Fatih Sultan Mehmet’in muasırı olan tarihçi Tursun Bey’in ifadelerinden anlaşılmaktadır

Yavuz Sultan Selim zamanında Çaldıran seferinde ilk defa olarak kullanılan yeşil renkli bayrak, bu devirden sonra da hemen her zaman sık sık kullanılmıştır Osmanlıların; hilafete de sahip olduklarını göstermek için kullandıkları yeşil renkli sancak, Barbaros Hayreddin Paşa ve Uluç Ali Reis’in donanmalarında da kullanıldı Sultan I Mahmut devrinde donanma bayrağı olarak kabul edildi

Osmanlı ordusunda olduğu gibi, donanmasında da türlü renk ve şekillerde bayraklar kullanıldı On beşinci asırda genellikle kırmızı renkli bayraklar kullanıldığı halde, on altıncı asırda kumandana mahsus bayrağın yeşil, derya beylerinin ise beyaz, kırmızı, sarı, sarı kırmızı, ufki çizgili alaca bayraklar kullandıkları görülmektedir Bu asırda ticaret gemilerinin beyaz bayraklar taşıdıkları da bazı kaynaklardan anlaşılmaktadır Daha sonraki asırlarda da kaptan paşalara mahsus olan bayrak yeşil idi Gemi sancaklarında en ziyade kırmızı renk kullanılmakla beraber, yeşil bayraklar da kullanılmıştır Bunların kimlere ait olduğu üzerlerindeki şekillerden anlaşılırdı Sultan I Mahmut devrinden sonra donanmada daha çok yeşil sancaklar kullanılmaya başlandı Kalyonların kıç sancakları yeşil olduğu gibi, amirallere mahsus forslar da yeşil zemin üzerinde Zülfikar ve hilal şekillerini ihtiva ederdi

Sultan III Selim zamanında ordu ve donanmada yapılan yeni düzenlemeler esnasında bayraklar üzerindeki hilal şekline, sekiz köseli yıldız ilave edildi Bayrak meselesinin belirli esaslara bağlandığı bu devirde, büyük gemilerin muhtelif direklerine çekilecek bayraklar tespit edildi Padişaha mahsus gemiye (taht gemisi) çekilecek kırmızı sancağın üstünde Sultan III Selim’in tuğrası vardı

Sultan II Mahmut zamanında da bayrak şekilleri hemen hemen aynı devam etti Ancak bu devirde kalelere ve hükümet binalarına ay yıldızlı al sancak çekildiği görülmektedir Yeniçeri ocağının kaldırılması üzerine bunlara ait hususi bayrakların kullanılmasına son verildi Yeniçeriler arasında çok yayılmış olan, yeniçeriliği ve Bektaşiliği hatırlatan birtakım kelimelerle birlikte, bayrak kelimesinin kullanılması da yasak edildiBunun yerine sancak kelimesinin kullanılması için her tarafa emirler verildi İkinci Meşrutiyet’in ilanına kadar orduda, üzerinde ayetler yazılı ve hükümdarların ortası tuğralı armalarını taşıyan sırma saçaklı çeşitli alay sancakları kullanıldı ve ondan sonra da bu adet devam etti Bu sancakların rengi umumiyetle kırmızı idi

Kırmızı zemin üzerine hilal ve yıldız bulunan bayrak, Osmanlılarda İlk defa 1793’te devletin resmi bayrağı olarak kabul edildi Ancak bu bayraktaki yıldız, sekiz köşeli idi Bu bayrak Osmanlı Devleti’nin resmi ve umumi sembolü olarak kullanıldı Sultan I Abdülmecit zamanında 1842’de yıldızın beş köşeli olması kararlaştırıldı ve Osmanlı bayrağının şekli kesinleşti Bu devirde padişaha ait tuğralı sancaktan başka hükümdarın gemilerinin ziyaretinde kullanılan, ortasında güneş ve dört köşesinde de şualar bulunan bir sancak daha vardı Kaptan Paşaya mahsus sancakta; bir hilal ile sekiz köşeli yıldız mevcuttu

1922’te Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından saltanatın kaldırılması üzerine, halifeye mahsus olarak, yeşil zemin ortasında sekiz suali beyaz bir güneş içindeki saltanata mahsus bayrak kaldırıldı ve kırmızı zeminde beyaz ay yıldızı ihtiva eden sancak kabul edildi Cumhuriyet idaresinin kurulmasından ve halifeliğin kaldırılmasından sonra 25 Ekim 1925’de bir sancak talimatnamesi çıkarılarak, harp ve ticaret gemileri hakkında muayyen esaslar kabul olundu 29 Mayıs 1936 tarih ve 2994 sayılı kanunla, Türk Bayrağı’nın şekli ve ölçüleri kesin bir şekilde tespit edildi 28 Temmuz 1937 tarih ve 2/7175 sayılı Kararnameye ilişik 45 maddelik bir tüzük (Türk Bayrağı Nizamnamesi) ile de Türk Bayrağı’nın kullanılışı kural altına alındı

En son, 22 Eylül 1983 tarihli 2893 sayılı kanunun kabul edilmesiyle, daha önce yürürlükte bulunan 29 Mayıs 1936 tarih ve 2994 sayılı kanun yürürlükten kaldırılmış ve “Türk Bayrağı Kanunu” 24091983 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir

Etiketler: , ,

Bu yazı için 11 yorum yapıldı:

  1. merve diyor ki:

    bu çok o yüzden yazamadım az daha kısa olsaydı yazardım o yüzden çektirdik

  2. nisanur diyor ki:

    çok olmasına rağmen hepsini yazdım az zamanda da bitti:)

  3. nisanur diyor ki:

    çok olmasına rağmen hepsini yazdım az zamanda da bitti çıkmasına gerek yok:D

  4. zeynep diyor ki:

    Yorumunuz..

  5. Kişi diyor ki:

    Bence çok uzun keşke kısa yazsaydınız hem kısaca diyosunuz hemde metin yazıyosunuz.Bizde çıktıda olmuyo ama !
    :((((

    1. Üye diyor ki:

      bencede ödevimi yapamicam öğretmende kızıcak :( :( :( :( :( :( :(

  6. irem diyor ki:

    çok uzun hem kısa yazıyosunuz hem de upuzun metin gibi çıkıyo ödevimi yapmak için girdim nasıl yapçam ben ödevimi şimdi ya of

  7. sinem diyor ki:

    çok uzun ben bunu yazamam

  8. isimsiz diyor ki:

    uzun olsada ben kısaltacam yani başka çaresi yok

  9. nazlı diyor ki:

    bune be ben bunu yazmam için beni 4 başlı yılan yemeli

    1. nazlı diyor ki:

      aslında kısaltırdımda hıç uğraşamam

Yorum Yaz