Haber, Oyun, Sağlık, Tarifler ve Daha Fazlası | Deyimlerin Çıkış Kaynakları

Deyimlerin Çıkış Kaynakları

Resim bulunamadı

Genel Kültür

05 Mart 2012

ekledi.

8 yorum yazıldı

2366 kez incelendi.

Anlatımı güzelleştirmek, savunulan fikir ve düşünceyi daha etkili kılmak üzere her dilde kalıplaşmış bazı sözler bulunur. Atasözleri, dua ve temenni cümlecikleri, ilençler, bilmece ve tekerlemeler vb…. bu tür kalıplaşmış sözler arasında dilin bünyesinde en sık rastlanılanlar ise deyimlerdir.

Deyim: İki ya da daha fazla kelimeden meydana gelen ve kelimelerin öz anlamları dışında yeni bir anlam ifade eden söz gruplarına denilir. Atalarımız buna tabir derlerdi. Dilin bünyesinde kalıplaşmış ve kökleşmiş olarak değişmeden kullanılan deyimler hiç şüphe yok ki anlatıma canlılık ve güç katarlar. Bu sayede düşünceler ve olayların muhataba daha etkili biçimde yansıtıldığı bir gerçektir.

Atasözleri ortaya çıkarken genellikle uzun zamanların tecrübeleri sonucu ulaşılan doğruların veciz ifadesi biçiminde söylenir; oysa deyimler genellikle bir hikâye ye, bir efsane veya olaya dayanır. Bazı kişilerle ilgili anılar ve hikâyeler, tarihten alınmış olaylar deyimlerin ortaya çıkış nedenleri arasında ön sıraları paylaşırlar.

Deyimler ve Hikayeleri:

Adam ol baban gibi, eşek olma 

Vaktiyle Eğitim Bakanlığı da yapmış olan tarihçi Abdurrahman Şeref Bey, Galatasaray Lisesi’ nde müdür iken , birgün Sultan Abdülhamid’ in hizmetkarlarından bir paşanın oğluna kızar Öğrencilerin arasında çocuğa;
“Adam ol” der, “baban gibi eşek olma!”
Çocuk bunu babasına anlatır
Babası:
“Vay, demek ben bugüne bugün padişahımın mahiyetinde bir paşa olayım da, bana eşek desin Bunu ona soracağım” der
Ertesi gün okula gidip hocayı bularak;
“Beyefendi, sizin bana eşek demeye ne hakkınız var? Ben, padişahın mahiyetinde paşayım” deyince, Abdurrahman Şeref bey;
“Ne münasebet ben sizi tanımıyorum Ne zaman eşek dedim”, diye sorar
Paşa;
“Geçen gün okulda oğluma “adam ol, baban gibi eşek olma” diye bağırmışsınız” der
Bunun üzerine Abdurrahman Bey;
“Doğru, çocuğunuzu payladım Çalışmıyordu Sizi örnek göstererek, “adam ol baban gibi! eşek olma! diye söyledim“ der
Bu cevap üzerine paşa, hem özür diler, hem de teşekkür eder ve oradan ayrılır

Buyrun cenaze namazına

IV Murad zamanında tütün,içki ,keyif verici madde yasağı koyarve yasağa uymayanları şiddetle cezalandırır
bugünkü üsküdar civarında bir kahvehanede tütün vs içildiğini istihbarat alır
derviş kılığında tebdili kıyafet buraya gider
selam verirotururkahveci yanına gelip,
-baba erenler kahve içermi? diye sorar
-padişah evet
-kahveci:tütün içermisin der
-padişah:hayır der.
kahveci işkillenirtütün içimiyorda ne işi var burdazaten padişahın tebdili kıyafet dolaştığı haberleri var eli titreye titreye kahveyi götürür
-kahveci:baba erenler ismini bağışlarmı?
-padişaha:Murad
-kahveci: peki isimde sultanda varmı?
-padişah:elbette var
deyince kahvecinin bet beniz atar zangır zangır titrer ve
-kahveci:öyleyse buyrun cenaze namazına der olduğu yere yığılır
IV Murad bu lafa çok güler ve kahveciyi bir defalığına affeder

Hoşafın yağı kesildi

Yeniçeri ocaklarında efrada yemek dağıtılırken mutfak meydancısı elinde tuttuğu üzeri ayet ve dualar yazılı kallavi koca kepçe ile evvela yağlı yemekleri ve pilavı dağıtır, sonra da hoşaflara daldırırmış Hal böyle olunca, sofralara gelen hoşaf bakracının üstünde, bir parmak kalınlığında yağ tabakası yüzermiş Bu durumu gören Yeniçeri ağalarından akıllı birisi meydancıya emir vererek “Kepçeyi yağlı yemeklere batırmadan evvel temiz iken hoşafları dağıt, sonra yemek tevziatına geç” demiş Demiş amma, bu sefer sofralara giden hoşaf bakraçlarının üzerinde yağ tabakasını göremeyen Yeniçeriler isyan bayrağını çekmişler:
– “Hakkımızı yiyorlar, istihkakımızdan çalıyorlar, zira hoşafın yağını bile kestiler, yağlı hoşaf isterük” diye bağırmışlar

Atı alan Üsküdar’ı geçti

Zamanında Bolu beyine baş kaldıran köroğlunun dillerde yağızmı yağız atı çalınırbütün civarı arar tarar yok bir kimse birde istanbuldaki pazarları dolaş der istanbulda pazarları dolaşırken atına rastlar
pazar sahibine şu ata bir bineyim hele der pazarcıda buyur der
eski sahibinin kokusunu alan at şahlanıp,dört nala ordan uzaklaşır
dövünen pazarcıya ihtiyarın biri gelip ,
ah evlat! atı alan üsküdarı geçti o köroğluydu ,atın gerçek sahibi

Güme gitti

Yeniçeriler günümüz polisliğini yaptığı dönemlerde olaylara müdahele edip,göz altına alacakları adamları kodeslere götürür
İçeri atarkende hooopgüümm derlermiş Ahalide bir olay sırasında suçsuz yere içeri alınan insanlara “Vay be! adam bağıra çağıra güme gitti!” derlermiş

İş inada bindi

Adamın biri hayatında hiç namaz kılmamış Bunu bilen bir arkadaşıda “yahu şu mübarek ramazan bari bir-iki rekat namaz kıl” demiş o da “tamam tamam kılarız iki rekat” deyip akşam teravih namazına gitmiş Teravih başlamış Bir-iki-dört derken namaz devam ediyor Bir camdan kafasını uzatıp cami önünde bekleyen oğluna , “evlat sen eve git bu iş inada bindi” demiş

Gemileri yakmak 

Gemiyle işgale gittikleri bir yerde ordusu rakibin gücü karşısında korku duymaya başlayınca Sezar askerlerini yüksek bir tepeye çıkartır ve aşağıda kalan bir kaç askere gemileri ateşe vermeleri emrini verir Geldikleri gemiler gözlerinin ününde çatır çatır yanan ordu şok geçirmiştir sezar ‘gördüğünüz gibi gemileri yaktık artık dönüş yok ya bu savaşı kazanırsınız ya da hepimiz burada ölürüz’ şeklinde bir konuşma yapar savaş sezarın ordularının ezici zaferiyle sonuçlanır

Mürekkep yalamak

Eskiden mürekkeplerin içinde bezir isi denilen bir madde bulunurYazarken yapılan yanlışlıklar ancak yalamak yoluyla giderilirmiş
Okuma-yazma bilen kişiler az olduğundan ,bir,iki satır yazacak kişiler el üstünde tutulurMürekkep yalayanlar üstün sayılırmış

Foyası meydana çıktı

Kuyumcular yaptıları yüzük,kolye,küpe gibi ziynetlerde kullandıkları elmasların arka kısmına foya adlı maddeyi sürer,bir çeşit ayna gibi ışıkların yansıtılmasını sağlarlarmış Zamanla foyalar çıkar ,dökülür.Bu benzetme yapılarak sahte,yalan işlerin ortaya çıkması anlamında deyim olarak kullanılır

Bir çuval incir berbat oldu

İncir işleme fabrikalarında incirler çürük,kurtlu,bozuk olanlar ayıklanır,sağlamlar boy boy ayrılırmış
Bir torba yada çuvaldaki gözden kaçmış bozuk incirleden sağlam incirlere hastalık sirayet edermiş
Küçük bir yanlışlığın güzelim işleri bozduğu bu olaydan ilham alınır olmuş

Şirazesinden çıktı

Ciltli kitapların kapağa bağlanan iki uç tarafında ibrişimden örülmüş (ya da başka cins bir ip) ince bir şerit vardır Buna şiraze denirSayfaları cilt olarak bağlı tutar.Şiraze bozulursa kitap dağılır

Etiketler: ,

Bu yazı için 8 yorum yapıldı:

  1. halil diyor ki:

    ya ben deyimlerin çıkış kaynağını soruyorum hikayelerini dğil

    1. saanek diyor ki:

      aynennnn…of bulamıyorummm

      türkçe performans ödeviniz değilmi sizin de?

  2. Ceren :))) diyor ki:

    Evet benim de performans ödevim ama bulamıyorum yaaaa noolurrr bulursanız yazınnn !!!!!!

  3. kerem diyor ki:

    aynen hiçbirşey bulamıyorum ofofofofofofofofofof

  4. gamze diyor ki:

    çok kötü bir araştırma…………………..?

  5. melike diyor ki:

    birazdaha kaynak yokmu be buna allllahım

  6. s2m diyor ki:

    offfff 45 aldım

Yorum Yaz