Haber, Oyun, Sağlık, Tarifler ve Daha Fazlası | Ekmeğin Öyküsü

Ekmeğin Öyküsü

Resim bulunamadı

Genel Kültür

05 Temmuz 2012

ekledi.

2 yorum yazıldı

579 kez incelendi.

Bizim kültürümüzde ekmek kutsaldır. Ekmeğin kutsallığı deyimlerimize bile konu olmuştur. Ekmek çarpsın! gibi deyimler kullanılır. Bu da ekmeğin hayatımızda ne denli önemli olduğunu gösterir. Ayrıca bizi doyurup beslediği için biz çocukken bize öğretilen ve şükran ifadesi olan ekmeği öpüp başımıza koymamız ekmeğe ayrı bir kutsallık katmaktadır. Türk tarihinde yapılan Kurtuluş Savaşı’nda ve İkinci Dünya Savaşı’nda yaşanan kıtlıklarda ekmeğin değeri daha da önem kazanmıştır.

Ekmeğin üretim süreci küçük bir bebeğin büyütülmesi gibi özen ister.  Buğdayın ekiminden, harmanlanmasına, yıkanmasına, un haline gelmesine kadar her aşamada küçük bir bebek gibi emek verilir. Emek, sıcacık bir ekmek içindir. Soframıza gelen bir somun ekmekte, çiftçinin ve fırıncının büyük emeği vardır. Ekmek, emektir…

Ekmeksiz yemek olmaz. Ekmeğin yeri bambaşkadır. Her ülkenin kendine has yemeği vardır. Fakat dünyanın neresinde olursa olsun insanların ortak yedikleri tek yiyecek ‘’ ekmek’’tir. Söz konusu ülkeye göre, ekmeğin yapılışında kullanılan maddeler farklılık gösterebilir. Ancak, temelde bunların hepsi yine ekmektir. Mısır ekmeği, çavdar ekmeği olması, buğdaydan yapılması, tavada, sacda veya fırında pişirilmesi esasta ekmeği değiştirmez. Uzak Doğunun bazı bölgelerinde ekmek yapımında kurutulmuş deniz yosunu bile kullanılmaktadır.

Ekmeğin kabul gören en eski hikayesine göre; ilk insanlar su ile ıslatılmış ve kendi haline bırakılmış buğday kırmasında gözeneklerin meydana geldiğini görmüşler ve gözenekli kütleyi sıcak taşlar üzerinde pişirdikleri zaman lezzetinin iyi olduğunu anlamışlardır.

Cilalı Taş Devrinde Kestane, Meşe Palamudu gibi bazı bitkisel ürünlerin ezilip suyla karıştırdıktan sonra elde edilen hamurun, kızgın taşlar üzerinde ya da kül içerisinde pişirilerek yendiği de bilinmektedir.

İlk ekmeğin yapımı, Mısırlılar tarafından buğday tanelerinin taşlar arasında ezilerek una dönüştürülmesine dayanmaktadır. Sonra da unu hamur haline getirmek için su katmış, yoğurmuş, şekil vermiş, fırına benzer oyuklarda ya da toprağın üzerinde pişirmişlerdir. Ekşimiş hamuru ‘maya’ olarak ilk kullanan da yine Mısırlılardır. Eski Mısır mezarlarında, bu ekmeklerin taşlaşmış örnekleri bulunmuştur. İbraniler de ilk ekmeklerini ince tabakalar halinde fırınlıyor ve dilim dilim kesmek yerine galeta veya peksimet gibi kırıyorlardı. ‘Somunun kırılması’ deyimi de o çağlardan günümüze kadar ulaşmıştır.

Karbonhidrat ve protein kaynağı olan ekmek, özellikle tahıla dayalı bir beslenmenin yaygın olduğu ülkemizde, beslenme açısından büyük öneme sahiptir. Türkiye’de insanların günlük hayatlarında tükettikleri enerjinin %66’ sı tahıllardan ve bu oranın %56 ‘lık kısmı yalnız başına ekmekten karşılanmaktadır.

 

Ülkemizde kişi başına günde yaklaşık olarak 400 – 450 gr ekmek tüketilmektedir. Yani, ülke genelinde kişi başına tüketilen enerji miktarının yaklaşık %45’i, protein miktarının da %47’si ekmekten sağlanmaktadır.

 

          Size yaşanmış bir ekmek öyküsünü anlatmak istiyorum:

Bir evde televizyon arızalanmış, tamirci gelip televizyonun arkasını açmış ve arkasında bir sürü ekmek kırıntısı görmüş, tabi kimin yaptığını hemen anlamışlar, evin 4 yaşındaki küçük kızı…  Annesi kızıyla konuşarak neden ekmekleri televizyonun arkasına attığını sormuş. Küçük kız da televizyonda Afrikalı aç çocukları gördüğünü ve onları doyurmak için mutfaktan aldığı ekmek kırıntılarını televizyonun açıklığından içeriye attığını söylemiş. Bunun üzerine annesi duygulanmış ve ağlamaya başlamış (Alıntıdır).

Sağlıklı kalın.

Etiketler: , , ,

Bu yazı için 2 yorum yapıldı:

  1. asya diyor ki:

    Sitede Çok şey varda bende akıl yok

  2. Ebrar Alkan diyor ki:

    Bence gayet akıcı bir açıklama.Özellikle yaşanmış olan ekmek öyküsü harikaydı.

Yorum Yaz