Haber, Oyun, Sağlık, Tarifler ve Daha Fazlası | Max Planckın Hayatı

Max Planckın Hayatı

Resim bulunamadı

Genel Kültür

21 Temmuz 2012

ekledi.

Yorum Yaz

219 kez incelendi.

Max Karl Ernst Ludwig Planck, 23 Nisan 1858′de Almanya’nın Kiel kentinde doğdu.Babası Seçkin bir hukukçu ve hukuk profesörü olup Prusya’nın “Yurttaşlar Yasası”nı hazırlayanlar arasındaydı.Bilim ve kültürde mükemmellik, sağlam karakterlik, koruyuculuk, ülkücülük, güvenilirlik ve cömertlik Planck’a ailesinden çok derin işlenmiş niteliklerdi.Babasının Münih Üniversitesinde görev alması üzerine ünlü Maximillian Gimnazyumu’nda öğrenime başladı.Orada Hermann Müller adındaki öğretmeni onun Fizik ve Matematiğe derin ilgi duymasını sağladı.17 yaşında Gimnazyum’u bitirdiğinde, klasik filoloji ya da müzik yerine fiziği seçmesinin sebebi, en büyük özgünlüğün fizikte olduğu vargısını edinmiş olmasıdır.Ancak, müzik hayatının hep önemli bir parçacı olarak kaldı.Özellikle Schubert, Beethoven ve Brahms’ın eserlerinde sükunet ve keyif buluyordu.Açık havada hergün yürüyüş yapmaktan hoşlandığı gibi ileri yaşlara kadar dağlara tırmanmayı sürdürdü.

1874 yılı güz aylarında Münih Üniversitesi’ne girdi. Wanderjahr (Gezinme yılı)’nı 1877-1878′de Berlin Üniversitesi’nde geçirdi.Ancak, çoğu ünlü kimseler olan hocalarının hiç birisinin derslerinden pek zevk almadı.Gene de kendi entelektüel yetileriyle, özellikle hayran olduğu Rudolf Clausius’un termodinamik kitaplarını okudu. 1879′da doktorasını, ertesi yıl da Habilitationsschrift/doçentlik sınavını vererek Berlin Üniversitesi’nde Privatdozent/Öğretim Üyesi oldu.1885′te de Kiel Üniversitesi’ne Proffesor Extra Ordinarius/Doçent olarak öğretim üyesi yapıldı.1889′da Kirchhoff’un ölümü üzerine Berlin’e çağırıldı, 1892′de Profesor Ordinarius/Profesör oldu.Etkin yaşamı bundan böyle hep Berlin’de geçti.

Planck öğrenimi için fiziği seçişini şu sözlerle dile getirmiştir: ” …kendimi bilime adamaya ilk kararım, insanların usavurmalarındaki yasaların çevremizdeki dünyadan edindiğimiz izlenim dizilerini yöneten yasalarla aynı olduğunu; dolayısıyla da salt usavurmayla insanın [dünyanın işleyişindeki] mekanizmaya ilişkin önseziler kazandıracağını keşfetmemin… doğrudan bir sonucuydu.”

Demekki henüz kuramsal fiziğin bir disiplin olarak tanınmaya başlanmadığı bir dönemde kuramsal fizikçi olmaya karar vermişti.Fizik yasalarının varlığının “… dış dünyanın, insandan bağımsız olarak varolan, mutlak bir şey” ve “bu mutlaklığa uygulanan yasaların ardına düşmenin … hayatta peşine düşülecek en ulu amaç” olduğunu varsayıyordu.

Onu ilk etkileyen yasa daha gimnazyumda iken öğrendiği enerjinin korunumu yasasıydı.Bu, termodinamiğin birinc, yasasından sonra üniversitede karşılaştığı entropi, yani termodinamiğin ikinci yasasının da doğanın mutlak bir yasası olduğuna kanısı denirdi.Doktora tezini bu konuda yaptı.Eylem kuantumu adını vereceği ve kendisini “h” a götüren yolun başlangıcı da bu sayılabilir.

Planck’ın 42 yaşındayken çözdüğü kara cisim problemi ona 1918 yılı Nobel Fizik ödülünü ve daha bir çok onur ve ödül getirdi.Ancak o kuantum kuramından hep rahatsız oldu hatta 1913 yılında Einstein’ın Berlin’de görev alması için yaptığı girişim sırasında yazdığı tavsiye mektubuna, bu konuda bayrağı kendisinden alarak epeyce ilerilere götüren Einstein’ın ilgili çalışmalarını ” … o çapta bir insanın yapmasına göz yumulacak fantaziler …” olarak nitelendirmişti. (İlginçtir ki, Einstein’a da Nobel Ödülü, özel ve genel görelilik üzerine yaptığı devrimcil çalışmalarından değil, bu fantazileri için verilmişti.) Yıllarca direndiği Boltzmann kuramını kullanmak zorunda kalmasını ise şöyle yorumladı: ” … yeni bir bilimsel doğru, ona karşı olanların ikna edilerek ışığı görmeleri sağlanmakla değil, daha çok karşı olanların sonunda ölmeleri ve yeni bir kuşağın buna alışkın olarak yetişmeleriyle olur.

Planck 1928 yılında emekli oldu.Yerine Schrödinger seçildi.Berlin’deki parlak fizik çalışmaları 1933′te Hitler rejimi başlayıncaya dek sürdü.Planck daha sonraki yıllarında felsefi,estetik ve teolojik konularda yazdı.1912 yılında seçildiği Prusya Bilimler Akademisi başkanlığını 1938 yılına dek sürdürdü.Aynı zamanlarda 1930-1937 yılları arasında, şimdi kendi adını taşıyan Kaiser Wilheim Enstitüsününde başkanlığını yürüttü.Adil davranışları, kişilik bütünlüğü ve bilgeliği, onun Hitler’e giderek yıkıcı ırkçı politikalarını değiştirmesi için uyarılarda bulunmasının ve rejim sırasında Almanya’yı terketmeyerek Alman fiziğinden ne kaldıysa korumaya çalışmasının temelindedir.

Hayatında pek çok trajediyle karşılaştı.Önce 22 yıllık karısı öldü, sonra büyük oğlu 1.Dünya Savaşı’nda, İkiz kızları ise peş peşe doğum yaparlarken öldüler.Bunlardan da acısı, küçük oğlunun 20 Mayıs 1944′te Hitler’e yapılan suikast ile ilişkisi görülerek Gestapo tarafından öldürülmesidir.Kendisine yapılan, “Nazileri destekleyeceğini söylerse oğlunun affedileceği” önerisini ise Planck reddetti! Bu olaylardan sonra hayata küsen Planck, savaştan sonra müttefiklerce, yaşadığı savaş bölgesinden alınarak Göttingen’e götürüldü.Orada 89 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Max Planck kuantum kuramını geliştiren Alman teorik fizikçisidir. Bu kuram ışık dalgaları gibi radyasyonların kuanta adı verilen enerji paketleri halinde var olduğunu açıklar ve modern fiziğin temelini oluşturur. Planck Berlin Üniversitesi’nde ders vermiş, karısı ve dört çocuğu kendisinden önce ölmüşlerdir. Büyük oğlu Birinci Dünya Savaşı’nda ölmüş, küçük oğlu Hitler’le suikast komplosunda yer aldığı için idam edilmiş, iki kızı ise doğum sırasında ölmüşlerdir.

Önemli başarısı: Kuantum kuramını geliştirdi.(1900)

Etiketler: , ,

Yorum Yaz