Kahkaha

Bayıldım

Cool

Kızgın

Mahcup

Öğretici

Şaşkın

Suskun

Tatlı

Üzgün

Süper

Hazreti Ukkaşe Radiyallahu Anhu Kimdir

Ana Sayfa » İslam » Hazreti Ukkaşe Radiyallahu Anhu Kimdir
Hazreti Ukkaşe Radiyallahu Anhu Kimdir

Gaziantep’ten Adana’ya doğru karayoluyla giderken Sakçagözü’nü geçince, Nurdağı’na ulaşmadan yolun sol tarafında uzaklarda yeşilliklerle çevrili bir tepe görülür. İşte bu tepede Kahramanmaraş ve Gaziantep bölgesinde binlerce insana adını veren Ökkeş yahut Ökkeşiye Hazretleri yatmaktadır. Ökkeşiye Hazretleri sahabeden bir zat olup Gaziantep’in Müslümanlar tarafından fethinde şehit düşen beş kişiden birisidir. Türbenin bulunduğu yere Ökkeşiye denmektedir. Türbe tam dağın tepesinde bulunmakta ve türbenin alt tarafındaki kuyularda ise birkaç metre derinlikte bol su bulunmaktadır.

Hazreti Ukkaşe (radiyallahu anhu) ashabın ileri gelenlerinden ve fazilet erbabından olup Medineye hicret ederek, Bedir savaşına katılmış hayatı boyunca büyük zorluklarla karşılaşmış ve yılmadan mücadeleden çekilmemiştir. Bedir savaşı esnasında kılıcı kırılmış, Hazreti. Peygamberin ona verdiği bir hurma dalı kılıç vazifesi görmüştür. Hazreti. Ukkaşe (radiyallahu anhu) daha sonra Uhud ve Hendek gibi savaşlarada katılmıştır.

Efendimizden Hakkını Arayan Ukkaşe Hazretleri:

Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)artık ömrünün sayılı günlerini yaşıyordu. Altmışüç yıllık şerefli hayatını insanlara hidayet ve kurtuluş yolunu anlatmakla geçiren o şanı yüce insan bir karıncayı bile incitmemiş ve incitenleri de daima uyarmıştı. Fakat Allah elçilerinin de farkında olmaksızın çok ufak hatalar işleyebileceğini bildiğinden şu son anlarını yaşarken bütün mü’minlerle helalleşmeyi aklından geçirdi.

İşte o yüzden bir gün Bilâl’den ezan okuyarak mü’minlerin camiye toplanmasını rica etti. Ezan sesini duyar duymaz bütün sahabiler birer birer camiye akın ederek her tarafını tıklım tıklım doldurdular.. Sevgili Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) sahabilere iki rekat namaz kıldırdıktan sonra minbere çıkarak önce Allah’a hamdü senada bulundu, daha sonra da bütün gözlerden ırmak ırmak yaşlar akıtan, bütün kalpleri tirtir titreten, bütün vücutları ürpertiye boğan içli ve duygulu bir hutbe verdi. Ve hutbesini sona erdirirken de kelimelerin üstüne basa basa şöyle haykırdı.

“Ey mü’minler!… Ben sizin Peygamberinizim. Sizlere ömür boyunca öğütler verdim, hidayet ve kurtuluş yolunu anlatmaya çalıştım. Tabii ki güç ve kuvvetine sınır olmayan Allah’ın izni ve yardımıyla. Sizleri bir kardeş gibi şefkat kanatlarımın altına alarak korudum. Bir baba gibi de size karşı merhametli davrandım. Sizinle keder ve gaye birliği ettim.
Şimdi size soruyorum. Bende hakkı hukuku olan var mı? Olan hemen gelsin ve Allah hakkı için, büyük Kıyamet günü hesaplaşmasından önce hakkını alsın.”

Yaşın yaşın ağlıyan gözlerle peygamberlerini dinleyen sahabilerden hiç kimse gidip de, “Ey Allah’ın Rasulü!.. Benim sende hakkım var” demedi. Sevgili Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) aynı soruyu ikinci ve üçüncü defa tekrarlayınca sahabilerden Ukkâşe ayağa kalkarak huzuruna vardı ve, “Ey Allah’ın elçisi anam-babam sana feda olsun! Eğer defalarca Allah (c.c.) adını kullanmasaydınız huzurunuza gelip de hakkımı aramaya kalkışmayacaktım.” dedi ve olayı şöyle anlattı:

“Ey Allah’ın elçisi!.. Birgün sizinle birlikte savaş ediyordum. Nasılsa develerimiz yanyana geldiler. Devemden inerek özür dilemek üzere size yaklaşmıştım ki, birden kamçınızın sırtımda şakladığını duydum. Ey Allah’ın Rasulü!.. Bunu kasten mi yaptınız yoksa devenize vururken kazara bana mı çarptı? Bunu bilmiyorum.”

Bunun üzerine Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) “Ey Ukkâşe, Peygamberin sana kasten nasıl vurabilir? Asla!” diye özür beyan etti ve ardından Hazreti Bilal’e, kızı Fatıma’nın evine vararak aynı kamçıyı alıp getirmesini söyledi. Bilal (radiyallahu anhu) camiden çıkarak Hazreti Fatıma’nın evine doğru hızla yol almaya başladı. Bir yandan da Peygamberler Peygamberinin kendi kendine ceza vermesini düşünüyordu.

Kapıyı çaldı; içerden Fatıma “Kim o kapıya vuran?” diye seslenince Bilal (radiyallahu anhu) kendisini tanıttı ve Allah Rasulünün savaşlarda kullandığı kamçısını almaya geldiğini belirtti.
Fatıma:
– Ey Bilal, babam kamçıyı ne yapacak?
Bilal:
– Baban bu kamçıyla kendi kendisini cezalandıracak.
Fatıma:
– Ey Bilal, bu kamçıyla babama vurarak hakkını alacak olan kim?
Bilal:
Ukkâşe, dedi.

Hazreti Bilal (radiyallahu anhu) kamçıyı alır almaz doğru camiye yollandı. Kamçıyı götürüp Hazreti Peygamber’e teslim etti. Peygamber de Ukkâşe’ye verdi.
Tam bu sırada ayağa fırlayan Hazreti Ebu Bekir’le Hazreti Ömer “Ey Ukkaşe, işte biz karşınızdayız, Peygamber’in yerine bize vurun. Ne olur?” diyerek arkalarını dönerler.

Hazreti Peygamber:

“Ey Ebu Bekir, Ey Ömer, yerlerinize oturun. Şüphesiz ki Yüce Allah (c.c.) sizin bu iyi niyetinizi mükafatsız bırakmayacaktır” diye çıkışır.

Bu defa Hazreti Ali (radiyallahu anhu) fırlar ve “Ey Ukkaşe!” der: “İşte ben karşınızda hayattayım, Peygamber’e vurmanıza gönlüm razı olmuyor, işte sırtım, işte karnım, istediğiniz yere dilediğiniz kadar vurun.”
Hazreti Peygamber:
– Ey Ali, otur yerine! Yüce Allah (c.c.) senin bu iyi niyetini mükafatsız bırakmayacaktır” diye çıkışır.
Hazreti Hasan ile Hazreti Hüseyin:
– Ey Ukkaşe, biliyorsun ki biz Allah Resulünün torunlarıyız, hakkını bizden aldığında O’ndan almış sayılırsın. Ne olur bize vur?” diye yalvarıp yakarırlar. Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara da:
-“Yerlerinize oturun, ey benim göz bebeğim torunlarım” diye çıkışır.

Bütün bu olanları ibretle seyreden Sevgili Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Ey Ukkaşe, eğer gerçekten bana vurmak istiyorsan, buyur, vur!” diyerek haykırdı. Bunun üzerine Ukkaşe, “Ey Allah’ın Resulü!” dedi. “Siz bana vurduğunuzda ben çıplaktım. Şimdi ben de size vururken çıplak kalmanızı rica ediyorum.”
Sevgili Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) hiç duraklamadan hemen elbisesini çıkarır ve “Buyurun, hiç çekinmeden dilediğiniz kadar vurun” diye diretti.

Durumu yakından izleyen sahabiler hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlarlar ve hıçkırık sesleri cami duvarlarını sarsarcasına kalınlaşırken, Ukkaşe bakar ki iki cihan güneşi Peygamberin vücudu süt gibi beyaz ve ardından Peygamberlik mührünü taşıyan ben etrafa ışık saçmaktadır. Kalkar gider sırtını doya doya öperek yerine dönüp oturur. Ardından da:

“Ey Allah’ın Rasülü!” der. “Canım sana feda olsun! Hangi kalb sana kıyabilir? Maksadım sadece o senin ışık saçan mübarek vücudunu kana kana öperek, senin yüzün suyun hürmetine Rabbimin rızasını kazanmak ve Cehennem azabından kurtulmaktır.”
Sözün burasında ışıldayan nurani gözlerle sahabilerin süzen Sevgili Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem):

“Ey Mü’minler!.. Beni dinleyin!” der. “Cennetlik görmek isteyen varsa, işte Ukkaşe’yi görsün.”

Bunun üzerine bütün müslümanlar kalkıp Ukkaşe’nin gözlerinden öperek, “Müjdeler olsun!.. Yüksek derecelere eriştin ve Peygamberimizin dostluğunu elde ettin.” diyerek kendisini tebrik ettiler.

Hazreti Ukkaşe Radiyallahu Anhu Kimdir
Yazıyı Oylayın?

Hazreti Ukkaşe Radiyallahu Anhu Kimdir - Yorumlar

YORUMLARINIZI PAYLAŞIN

 

Yapılan Yorumlar

Furkan03 Aralık 2018

Allah c.c. önce Rasülüllah s.a.s in sonrada bütün sahabinin şefaatine hepimizi mazhar eylesin inşaAllah ☺

BENZER İÇERİKLERİlginizi çekebilecek diğer içerikler

Vesvese Nedir ?

Vesvese Nedir ? 31 Ekim 2014

Copyright © 2009 - 2018

BizimKulis - Tüm Hakları Saklıdır